Wednesday, 30 June 2010

Childhood Block

Memory yells "Father! Mother!" but the childhood block is elsewhere, in the highest intensities that the child constructs with his sisters, his pal, his projects and his toys, and all the nonparental figures through which he deterritorializes his parents every chance he gets. Ah, childhood sexuality - it's certainly not Freud who gives us the best sense of what that is. The child doesn't cease reterritorializing everything back onto his parents (the photo); he has need of lowered intensities. But in his activity, as in his passions, he is simultaneously the most deterritorialized and the most deterritorializing figure - the Orphan. He also forms a block of deterritorialization that shifts with time, the straight line of time, coming to reanimate the adult as one animates the puppet and giving the adult living connections.

Deleuze and Guattari, Kafka, p.79

Tuesday, 29 June 2010

Karşı-Haritacılık

http://www.countercartographies.org

Saturday, 29 May 2010

...


Şerzan Kurt'un anne ve babasına bir mektup yazan Muğlalı Nurgül Çetinkaya, duygu dolu satırlarla, "Seni pusulardan koruyamadık Şerzan. Affetme bizi" dedi.

Muğla Üniversitesi İktisat ve İdari Bilimler Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Şerzan Kurt, 11 Mayıs'ta arkadaşlarıyla birlikte önce ülkücü bir grubun saldırısına uğramış ardından ise, polis silahından çıktığı belirtilen kurşunla ağır yaralanmıştı. Önce Muğla Devlet Hastanesi'ne ardından ise Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edilen Kurt, 8 gün sürdürdüğü yaşam mücadelesini 19 Mayıs'ta kaybetti. Öldüğü gün olan 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'nda Kurt'un annesi Necle ve Babası Ömer Kurt'a bir mektup yazan Muğlalı Nurgül Çetinkaya, 'Muğlalı annelerden baş sağlığı' sözleriyle başladığı satırlarında, bitmeyen zulüm ve ötekileştirilmeye lanet okuyor.
'Muğlalı annelerden baş sağlığı'

"Sevgili Batmanlılar, Nejla Hanım, Ömer Bey, Şerzan'ın güzel kardeşleri, başınız sağ olsun. Bugün 19 Mayıs Gençlik Bayramı, Bayram Günü bir çocuğumuzu daha öldürdük… Baran Dursun, Fatih Cem İnci, Çağdaş Gemik, Feyzullah Efe, Emrah Gezer gibi Şerzan Kurt'u da kaybettik. Gülen gözleriyle Şerzan misafirimizdi, onu koruyamadık bağışlamayın bizi. Sevili Şerzan, ne hayat ne bahar, Ne Bayram. Gurbet yüzler bıraktık biz sana, Zalimlerin kurgusudur bu…
Gökten üç elma düşmez siz çocukların başına. Susmanızı istedik… Susturduk öldürerek, Konuşamaz ölü çocuklar, ne Kürtçe ne de Türkçe. Bugün bayram Suskun kederler, yüzümüzde. Unut bizi Şerzan… 1 Mayıs'ta anacağız biz seni akasya zamanı, Erguvanlar arasında kalacak yüzün. Biz seni unutmayacağız Şerzan… Seni vuran eşitsizliği ortadan kaldıramadık, düşmanlığı yok edemedik. Seni koruyamadık Şerzan, Muğla'da Orgeneral Muğlalı Caddesi'nde 34. kurşunu düşürdük omuzlarına, seni pusulardan koruyamadık Şerzan. Affetme bizi. Direndin yine ölüme. Bizi utandırmak için bayram gününü seçtin. Sonra da organlarını bağışladın. Organların bir Kürt'ü mü, bir Türkü mü, bir Ermeni'yi mi, bir polisi, bir öğretmeni mi kurtaracak hesap etmedin. Seni düşman gören sokaklarda… Utandırdın bizi Şerzan…Biz Türk anneler, Kürt anneler utanmak istemiyoruz artık. Kardeş kavgasını bitirmek istiyoruz. Şerzan'ı duymak istiyoruz…
Anneler adına;
Nurgül Çetinkaya (Muğla)."

Friday, 28 May 2010

Tesmeralsekdiz, Jacques Ranciere, İnsan Hakları'nın öznesi kimdir?

"İnsan hakları, sahip oldukları haklara sahip olmayıp sahip olmadıkları haklara sahip olan kişilerin haklarıdır."

"Hakların öznesi, bu hakların iki farklı varoluş biçimi arasında köprü vazifesi gören bir özne, ya da, daha doğrusu, bir özneleşme sürecidir"

"Öncelikle bu haklar yazılı haklardır. Bu haklar toplumun özgür ve eşit olduğunun yazıya dökülmesidir."

Tesmeralsekdiz, Alain Badiou

Etik'i daha önce okumuştum, bir kere de tesmeralsekdizden okudum, umarım bu yayının devamı gelir. Tarde sayısı da müthişti.

İnsan Var mıdır?

"insanın hakları öğretisinin geri dönüşü devrimci Marksizmin ve esin verdiği bütün ilerici mücadele biçimlerinin çöküşüyle bağlantılıdır."

Michael Oliver'dan bugüne kaybedilen belki bu mu Engelli Çalışmaları'nda? O emancipatory dil bir dönüşüme uğramış mı? Marksizmin müthiş zenginliği kendini Engelli çalışmaları'nın, siyasi metinlerinin kuruluşunda bir kez daha olumlamış olduğunu hep hatırlamak gerekir.

"yeni bir kolektif kurtuluş siyasetinin terimlerini aramak yerine, yerleşik "Batılı" düzenin ilkelerini benimsemişlerdir"

*Bu bölümü birkez daha okuduğumda hatırladım. Badiou, Althusser-Foucault-Lacan çizgisininin radikal devrimici siyasetin yanında olduğunu bir hayli net vurguluyor. Özellikle Foucault'nun liberal yorumlarını reddetmek açısından önemli bir nokta, ne kadar vurgulansa az.

"Etik burada (Kant'a dönüş) hem önsel bir Kötü'yü ayırt etme yeteneği hem de nihai yargı, özellikle de siyasi yarı ilkesi olarka tasarlanır. İyi, önsel olarak saptanabilen bir Kötü'ye karşı kendiliğinden müdahil olan şeydir."

"(Etiğin eleştirilen biçiminde), İnsan, kendini bir kurban olarak tanıma kudretine sahip varlıktır."

*Engelliliğin sosyal modelini tasarlayan ilk metinlerde, kişisel trajedi teorisi diye tanımlanan o yaklaşımın, temel düşmanlardan biri olarak alınmasıyla ne kadar yakın geliyor kulağa. Engellilik siyasallaştığı ölçüde, siyasal bir özneleşme süreci olarak tanımlandığı sürece, kendi kurbanlığından değil, toplumsal ezme-dışlama yapılarından bahseder. Kendini kurban olarak değil, "emancipatory"/kurtuluşçu bir özne olarak tasarlar.

"Cellat rolündeki insan, sefil bir insandır, ama buna, kurban rolündeki insanın da genelde daha değerli bir şey olmadığını ekleme cesaretine sahip olmamız gerekir.... Yine de bazılarının insan kaldığı ve bunu kanıtlayan tanıklıklarda bulunduğu da doğrulanmış bir gerçektir. Ama bu her zaman muazzam bir çaba harcayarak başarılır; tanıklar bu çabanın kendi içlerinde, kurban kimliğiyle örtüşmeyen bir şeyin gösterdiği neredeyse anlaşılamaz bir direnç olduğunu söylerler. Eğer İnsan'ı düşünmeye kararlıysak, onu bulacağımız yer burasıdır."

*Agamben'in The Remnants of Auschwitz'de yaptığına bir ekleme mi yoksa farklı bir okuma mı? Agamben tanığın, "mutlak tanığın" yani "Müslüman"ın sessizliği üzerinde konuştuğunu söylüyordu. Belki büyük harfli İnsan (Badiou'deki) o sessizliğin adıdıdır. Ancak bu pek Badiou'nun genel çerçevesiyle tutarlı gelmiyor bana.

"İnsan hakları varsa da, bunlar kesinlikle hayatın ölüme karşı hakları ya da sefalete karşı hayatta kalmanın hakları değildir. Ölümsüz'ün, kendi kendilerine dayanan haklarıdır ya da Sonsuz'un ıstırap ve ölüm denen olumsallığının üzerinde uygulanan haklardır. ... Her halükarda özneleşme ölümsüzdür ve insanı insan yapar. Bunun ötesinde yalnızca biyolojik bir tür, hiç de cazip sayılamayacak "tüysüz bir iki ayaklı" vardır."

"Onun İyi'yi hayal etmesini, kolektif güçlerini ona adamasını, bilinmeyen imkanları gerçekleştirmek için çabalamasını, olandan radikal bir biçimde koparak olabileceği düşünmesini yasaklamak, ona insanlığını yasaklamak demektir."

Wednesday, 26 May 2010

Türkiye Engelli Haritası

Online harita yapıcıları kullanarak yapılmış bir interaktif harita, forum kullanıcıları mark ediyor.

"space does not exist before its mapping" (b.stiegler, global mnemotechnical system)

Orta Sınıf Sanat İzleyicisine Ayna

İki resim solda Tekel işçileri, sağda lüks bir üstsınıf yaşam alanı. ortada ayna, ortada durup iki resme bakldığında aynada kendini görecek ama kendi yüzü yok, yüzünün denk geldiği bölge karartılmış. Aynanın geri kalan kısmından bakıldığında ensesinde sınıf kavgasının nefesini hissediyor, hareketli bir video ya da bir animasyon, belki de ondeki iki fotoğrafın içiçe geçmiş, kavga eder hali?