Wednesday, 26 May 2010

Türkiye Engelli Haritası

Online harita yapıcıları kullanarak yapılmış bir interaktif harita, forum kullanıcıları mark ediyor.

"space does not exist before its mapping" (b.stiegler, global mnemotechnical system)

Orta Sınıf Sanat İzleyicisine Ayna

İki resim solda Tekel işçileri, sağda lüks bir üstsınıf yaşam alanı. ortada ayna, ortada durup iki resme bakldığında aynada kendini görecek ama kendi yüzü yok, yüzünün denk geldiği bölge karartılmış. Aynanın geri kalan kısmından bakıldığında ensesinde sınıf kavgasının nefesini hissediyor, hareketli bir video ya da bir animasyon, belki de ondeki iki fotoğrafın içiçe geçmiş, kavga eder hali?

Tuesday, 25 May 2010

Ultra-politics

"the fourth form, the most cunning and radical version of the disavowal, is what I am tempted to call ultra-politics: the attempt to depoliticize the conflict by bringing it to an extreme via the direct militarization of politics - by reformulating it as the war between 'Us' and 'Them', our Enemy, where there is no common ground for symbolic conflict - it is deeply symptomatic that, rather than class struggle, the radical Right speaks of class (or sexual) warfare."

Zizek, Ticklish Subject, p.190

I feel that such a distinction is extremely important in that the ultra, mostly acclaimed by Fascists in Europe, and politics do not add up to a Leftist project. At the same time of course, Zizek formulates this simultaneously with the critique of anti-radicalism inherent in liberal multiculturalism, which is para-political. One can take this as a critique of Schmitt and a critique of Schmitt's critique of liberalism at the same time. The idea of a common ground for symbolic conflict is incompatible with Schmitt's concept of the political as far as I read his work.

Ölüler Siyasete Nasıl Katılırlar?

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=998231&Date=25.05.2010&CategoryID=42

23/05/2010

Hozat Belediye Başkanı'ndan Kemal Kılıçdaroğlu'na mektup

CEVDET KONAK (Arşivi)

Sizinle aynı topraklarda dünyaya gelmiş ve bu toprakların acılı tarihiyle büyümüş toplumumuzun bir ferdi olarak, söylenecek ilk sözün biz Dersimlilere ait olduğunu düşündüğüm için bu yazıyı kaleme alıyorum. Siyaset teorisinde tarihin, kendini yenileyen bir gerçeklik olduğunu düşünenlerden ziyade, soğuk yenilen bir intikam yemeği olduğuna kanaat getiren zatım, CHP Genel Başkanı olmanıza ramak kalan şu günlerde büyük bir fırsatı yakaladığınıza içtenlikle seviniyor. Öyle ki bu yeni kimliğiniz, sizlerden beklentileri olan farklı toplumsal kesimleri ilk defa aynı umut ortaklığı içerisinde buluşturuyor. Tam da bu noktada, farklı politik atmosferlerin tesiri altında olan insanlara birleşik bir umut olarak sunulmanızı, intikam yemeği olan tarihin bilinçli bir tercihi olarak değerlendiriyorum. Neden derseniz, CHP siyasetinin mevcut paradigması dışında bugüne değin yaptığınız muhtelif açıklamaların liderlik sultasının ezici gücü altında susturulduğu herkesin malumudur. Bugün içinde bulunduğunuz konjonktürel durum sizi bir lider olma aşamasına yükselttiği gibi, aynı zamanda düşündüklerinizi doğrudan ve sansürsüz dile getirmenizi de sağlıyor. Fakat dile getirmiş olduğum durumun tersine ikircikli tavrınıza devam ettiğiniz takdirde, bugüne değin sizlere umut bağlayan halkın büyük çoğunluğunun gözünde, susturulmanıza yorumlanan haklılığınızın asılsız olduğu, gün yüzüne çıkacaktır. Tekrar başa dönecek olursak, bundan dolayıdır ki tarih, kullanmasını bilenlerin elinde güçlü bir silah olduğu gibi, tersi durumlarda eline düşenleri kepazeye çeviren bir intikam meleği işlevi görür.

Gönderilmiş mesih
AKP hükümetine karşı ulusalcı hissiyatlarla hareket eden bir CHP kitlesi için siz, iktidar olma yolunda önemli bir fırsat olarak görülüyorsunuz. AKP’nin gerçekleştirdiği ve gerçekleştireceği politikalara karşı Baykalvari bir kronik muhaliflikle değil de mütevazı kişiliğinizle karşı koyacağınız muhakkak. Statükosunun sarsılacağını düşünen üst kesimin dinci fobisi ile korkularından başka kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bir kısım alt kesiminin ortak paydası olan CHP siyasetinin dümenine geçmek, belki de bu yeni dönem açısından pek fazla bir şey ifade etmeyecektir. Özcesi, artık istemeyerek de olsa Baykal’lı CHP’ye oy veren bir seçmen kitlesi olmayacak önümüzdeki seçimlerde. Siz şu anda zaten var olan CHP tabanı ve onun küskünleri için “binbir hile ve dolap ile kandırılan aziz halkımızı doğru yola getirmek adına gönderilmiş bir mesih olarak görülüyorsunuz”.
Bizlerin temsil ettiği diğer kanada gelecek olursak, içimizde bir burukluk olduğunu istemeyerek de olsa ifade etmek gerek. Yıllardan beridir etnik, dini ve sınıfsal kimliğinden dolayı ezilen Türkiye’nin lanetlileri arasından, bir Obama misali sıyrılmanızı nasıl tarif edeceğimizi bilemiyoruz. Üstelik de Obama’nın yapamadıkları ortada iken! Sizin CHP Genel Başkanı olmanızın, bu ülkenin yüreği hâlâ kanayan ve kimbilir belki de mezarları hiç bulunmayacak çocuklarının olmasını istemeyen her annesi için bir umut olduğunu düşünüyorum. Bu ülkenin çocuklarının kanlarına batırarak siyaset yapanların, her gün bir ailenin ocağına düşen ateşin sorumluları olduğu gün gibi ortadayken, önyargılardan arındırılmış bir toplumun oluşmasında size büyük sorumluluklar düşüyor. Çünkü Türkiye’de hiçbir anne oğlunu artık asker doğuracak kadar cesur değil Kemal bey!
Tüm bunların yanı sıra CHP’nin başında bir Dersimlinin olması, tarihin ironisi olsa gerek. Bundan dolayı şaşkınız. Nasıl şaşırmayalım ki, Dersim 38’den kurtulmuş birini, yaşadıklarının hiç olmadığına inandırmaya benziyor, CHP’nin başında Dersimli birini görmek. Tüm bunlara rağmen devletin başındaki siyasal aşiret olan CHP’nin başkanı olmanızın, gerek yukarıda dile getirmiş olduğum beklentiler çerçevesinde gerekse de her defasında kanatılan çıban yarası Dersim insanı açısından yabana atılmayacak kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Sizden beklentimiz Türkiye’de yaşayan farklı milletlerden ve inançlardan her türlü insanın hiçbir ayrıma maruz kalmayacağı bir politik dille bütünleşmeniz. CHP’nin klasik ulusalcı söyleminden sıyrılarak, bir zamanlar partinizden tasfiye edilen Kürt ve Alevi halkın kendilerini özgür ve hür bir şekilde ifade edebileceği parti içi demokrasiyi inşa etmeniz.
Tarihlerinde büyük acılar ve katliamlar yaşayan toplumların gerçeklikle olan temasları her ne pahasına olursa olsun, diğer topluluklara nazaran daha canlı ve diridir. Zira bu toplumların inşa ettikleri kimlik, canlı bir sözlü tarih anlatısı olarak geçmişini sürekli işlevsel kılar. Bizler Dersim halkı olarak, yüzyıllar boyunca yaşadığımız menfur olaylardan dolayı, gerek bu tarihimize gerekse de onunla ilintili olarak yapılan her açıklamaya dikkat kesilmiş bir toplumuz. Bundan dolayı unutmadık Kemal bey, dün kadar yakındır Dersim’den ve Kürt sorununun çözümü karşısındaki görüşlerinizden geri adım attığınız. Tevatür odur ki, partinizde analarımızı ağlatanların mirasına sahip çıkan monşerlerin sesiymiş sizi bastıran.
En az bizim kadar siz de biliyorsunuz Dersim’i. Aynı göğün altındaki topraklarda can verdi atalarımız. Süngülenerek atılanlarımızın kanıyla kırmızıya boyanan aynı Munzur suyuydu. O Munzur ki, eğilerek içtiğimiz suyuyla kan kardeş yaptı bizi, ölülerimiz ve tarihimizle.
Tüm bunları sizden halkım adına, bir zamanlar -şimdi sizin de içinde bulunduğunuz- o mecliste milletvekili iken, 1925 yılında İttihat ve Terakki anlayışı tarafından astırılan dedem Hasan Hayri Bey adına istiyorum. Şimdi ölülerimiz yattıkları yerden size sesleniyor: Ne olur bir daha geri adım atma evlat ve gereğini yap artık!

CEVDET KONAK:Dersim, Hozat Belediye Başkanı

Thursday, 13 May 2010

Unutma!!!

http://www.phil.mq.edu.au/staff/jsutton/Socialmemory.htm

Memory literatürünün genel bir sylabus'u; unutmayayım diye

can

Friday, 12 March 2010

Ranciere...

"Equality has to be practiced before being dreamed", J. Ranciere

19.yy işçi hareketlerinin esas olarak şimdide bir kopuş olarak yaşandığını, 'sensous' olanın dağıtımını reddederek hareket ettiğini söylüyor Ranciere. Yeni hissiyatlar, zaman-mekan dağılımlarını zorluyor.

Lukacs'ı okurken de bütün o Hegelci sistemin ardında, sürekli o isyan halinin hissiyatından bahseden cümlelerle boğuşuyordum. Belki de Marxist geleneğin satır aralarında yaşanmış ve birikmiştir bu estetik devrimin tohumları.

"For these workers, emancipation meant breaking the partition of the sensous that determined the day as the time workers work, and night as the time they rest. The beginning of emancipation was the decision to make something more of their night: to write, read, think and discuss instead of sleeping."

Bu bağlamda düşününce Türkiye'de solun geçmişiyle farklı bir barış kurulabilir. İlla söylemsel-teorik anlamda bir devamlılık gerektirmeyen bir barış olacaktır bu. Radikal anlamda 'dissensual' yaşamlar ve yeni bir estetik yaratmadığını söyleyemeyiz sol hareketlerin.

Hepimiz Ermeniyiz

"What I call positive subjectification is this process of disidentification. What is important is the disidentifying moment that shifts from identity or an entity as a worker, as a woman, as a black, to a space of subjectification of the uncounted that is open to anyone. This means making the same words mean different things, so that it can refer to closed groups or to open subjects. This open process of disidentification is also a process of universalization. Take the declaration 'We are all German Jews' in Paris, May '68, or the present 'We are all children of immigrants' slogan in France. These names of subjects don't designate groups, they disrupt the system of designations that frame the community in terms of definite standarts of inclusion. A 'movement' invents this operation in specific names, provisory names bound up with specific situation."

from; Democracy, Dissensus and the Aesthetics of Class Struggle: An Exchange with Ranciere